Düğün fotoğrafçılığı stilimiz

Düğün fotoğrafçılığı ve düğün videoları yaparken yaklaşım olarak doğallık ve minimalizmi benimser, belgesel tarzda çalışırız.

Bize göre her düğün kendine has kollektif bir duygu taşır. Başarılı görüntü o an yaşanılan duygu ve hissiyatı taşımalı; düğün görüntülerinin tamamı da düğünün kollektif duygusunu aktarabilmelidir. O nedenle, zorlama kompozisyonlardan kaçınırız. Çiftlerimizin kendilerinden uzaklaşmalarını, biz istediğimiz için poz vermelerini ve rol yapmalarını istemeyiz.

Sabah hazırlıklarınızın başlamasıyla birlikte çalışmaya başlarız. Ekibimizden bir fotoğrafçı gelini, diğer fotoğrafçı ise damadı takip ederiz. Hazırlıklar esnasında çevrede olan bitenlerle ilgili ise sürekli tetikte olur, oluşan anlık sürprizleri de görüntülemeye çalışırız. Hazırlıklarınızın bitiminde, önceden planlayacağımız çalışma akışına göre çiftlerimizin portrelerini çekeriz.

Çekimlerde, gün akışı içerisinde çiftlerimizi sıkmadan ve konsantrasyonlarını dağıtmadan; onların ilgi ve heyecanlarına kendimiz yoğunlaşarak, olarak onlarla zaman geçiririz. Bu şekilde küçük dokunuşlarla, çok daha rahat ve kendileri gibi görüntülerini kaydederiz. Teknik detaylarımız ve ışık kullanabilmek adına çiftlerimizi yormaktan kaçınırız. Fotoğrafların doğal olmaları bizim temel mottomuzdur.

Düğün fotoğraflarınızı ve düğün filminizi acemilere teslim etmeyin.. 

 

Videografi ve Kısa film

Ben ve ekibim; düğün günlerinde fotoğrafçılık ve videografi yaklaşımını birbirinden bağımsız düşünmeyiz.

Düğün fotoğrafçılığı ve düğün filminin aynı tarz ve yaklaşımla yapılması gerektiğine ve fotoğraf ve videonun aynı tınıları taşıması gerektiğine inanırız. Artık düğün filmleri, fotoğraf gibi düğünlerin vazgeçilmezi haline geldiği için, film ve fotoğrafçılık hizmetini birlikte ele alırız.

 

Nasıl çalışıyoruz..

Belgesel düğün fotoğrafçılığı veya halk ağzıyla düğün hikayesi tarzıyla çalışırız.

Düğün gününün ne kadar kısmına dahil olacağımıza çiftlerimiz karar verirler. Fotoğrafçılık ve videografi hizmetimiz, tercihinize göre; kısa gün veya tüm günu kapsayacak şekilde yapılabilir. Kısa belgesel çalışma genellikle hazırlıklarla birlikte 4-5 saatlik bir süreyi kapsar. Tüm günlük çalışmamız ise nikah sonunda veya düğün gecesinin sonuna kadar sürebilir.

Biz tercihen hazırlıklarla başlayıp, gelin çıkarma aşamalarında bulunarak çiftlerin tercihine göre nikah sonuna kadar veya düğün sonuna kadar sürece dahil olmayı tercih ederiz. Düğün gününü, hazırlıklar, evden çıkış, çiftin portreleri, aile portreleri, düğün ve mekan detaylarını, nikah anlarını, ilk dansı ve sonrasındaki cereyan edenleri “olduğu gibi” prensibini koruyarak görüntüleyerek fotoğraf ve film kayıtlarını yaparız. Çünkü günün bütün olarak ancak böyle ifade edilebileceğini düşünürüz.

Çiftlerimizi mutlaka iki fotoğrafçı ve bir videograf ile izleriz.

Düğünün büyüklüğüne ve çiftlerin taleplerine göre 3-9 kişilik bir ekiple çalışırım. Düğün mekanında ise ihtiyaca göre ekibimiz kalabalıklaşabilir. Ekibimdeki tüm çalışanlar; özellikle düğün fotoğrafçılığı konusunda tarafımdan eğitilmiş ve yetiştirilmiş fotoğrafçılardır.

 

Planlama ve İş Yaklaşımımız..

Şimdiye kadar yüzlerce çifti mutlu eden çalışmalarımızın başarısı düğün günü çekim planlamasının iyi yapılmasından gelmektedir. O nedenle düğün günü planlaması için çiftlerimizin düğün gününden en az bir kaç hafta önce bize zaman ayırmasını ve çekim planlamasını birlikte yapmayı arzu ederiz. Ayrıca çalışma bütçemiz de bu planlamaya göre nihai şeklini alır.

İş yaklaşımımız

Her çiftin ve düğünün özel olduğu düşüncesinden yola çıkarak; konsantrasyonumuzu bölmemek için aynı güne ikinci bir çekim almıyoruz. Düğünlerde vereceğimiz servisin kalitesini düşürmemek için de, sezon içinde 35-40 düğünden fazlasını almamaya çalışıyoruz.

Hafta sonları (cuma, cumartesi ve pazar) sadece tüm gün düğün hikayesi çekimleri alabiliyoruz. Dış mekan çekimi, save the date, trash day, gezgin portre çekimleri hafta içi günlerde yapıyoruz. Kına, bekarlığa veda partisi çekimlerini düğününü çekeceğimiz çiftlerin talebi halinde ekstra hizmet olarak yapıyoruz.

 

Düğün Albümü ve fotoğraf seçimi

Albümlerimizin sayfa düzeni ve tasarımını her düğün için benzersiz şekilde tasarlarız..

Albümde kullanılacak fotoğrafların seçimlerini çiftlerimiz yapsalar da sıralama ve final mizanpaja tasarım esnasında düğün gününün atmosferini yansıtacak şekilde kendimiz karar veriyoruz. Aileler için isteklerine göre ikinci veya üçüncü albüm de tasarlanabiliyor.

Fotoğraf baskıları ve albümllerimizi uluslararası ISO 9706 ve ISO 11108 standatlarına sahip 100 – 300 yıl ömürlü pamuk fineart kağıtlar kullanarak müze ve galeri kalitesinde, giclee baskı yöntemiyle kendi atölyemizde üretiyoruz. Atölyemiz, Alman Hahnemühlesi tarafından kalite kontrolü sağlanan ve sertifikalandırılmış Türkiye’deki az sayıdaki atölyeden birisidir. Ayrıca sadece pamuk kağıt kullanan Türkiye’deki tek atölye olmakla övünürüz.

Kitap veya katalog halinde tasarlanan albümler dışında, çiftlerimizin taleplerine göre klasik fotoğraf baskıları olarak da teslim edebiliriz. Böyle olduğunda baskıları özel tasarlanmış ve çifte özel kişiselleştirilmiş kutular içerisinde sunumunu yaparız. Baskı boyutlarına çiftlerimizin ihtiyaçlarını dinledikten sonra yönlendirerek çiftlerimizle birlikte karar veririz.

 

Kısa film ve görüntü seçimi

Düğün gününde yaptığımız video kayıtlarını tamamen kendimiz ayıklarız..

Düğün filminizi düğün gününün atmosferini ve ruhunu aktaracak şekilde, seyretmesi kolay ve keyifli bir montajını klip tadında bir yoğunlukta teslim ederiz. Bunlarla birlikte çiftlerimiz dilerlerse film kayıtlarının tamamını alabilirler.

 

Destination wedding, Save the date, engagement, elopement, trash day.. Bunlar nedir?

Destination wedding; Amerikalılar arasında popüler bir düğün şeklidir. Düğün, yaşanılan yer dışında bir yerde, daha çok turistik noktalar ve tatil yerleri seçilerek; davetlilerin de kaçamak yapmasına olanak tanıyan bir yaklaşımla organize edilir. Son yıllarda ülkemizde de popüler hale gelen bu organizasyon şekli, bizim en çok sevdiğimiz ve en yaratıcı görüntülerin ortaya çıkmasına olanak veren düğünlerdir.

Save the date, düğün öncesi bir zamanda yapılabilecek bir hazırlık çekimidir. Çiftlerin diledikleri şekilde ve yerde gerçekleştirilir. Çiftin, düğün davetiyelerinde, düğün süslemelerinde veya sosyal medya duyurularında kullanılabileceği fotoğraflar çekilerek bir anlamda prova yapılır. Amerikan düğün adetlerinde yer alan evlilik duyurusu; nişan duyurusu gibidir. Engagement de aynı yaklaşımı taşır.

Elopement özünde; evlilik için gizlice kaçmayı tanımlıyor.. Sadece çiftle veya çok yakın arkadaşlarıyla hayal edilen nikahın veya evlenme şeklinin canlandırılması yapılıyor ve o yerde temsili bir çekim yapılıyor.

Trash Day ise dar anlamıyla düğün sonrasında bir günde yapılması için fotoğrafçılar tarafından önerilen gelinlik ve damatlık kirletme; eğlenme çekimi şeklinde düşünülür.

Bütün bu fotoğrafçılık yaklaşımları ve düğün günü haricinde yapılan bu tip çekimler; düğün albümünü zenginleştirilecek ve renklendirecek fotoğrafik yaklaşımlardır. Düğün günü haricinde yapılan çekimler düğün günü stresinden uzak oldukları için aslında çiftleri en doğal ve doğru anlatan görüntüler elde etmemizi sağlar.

Ben bu tanımlamaların Türkçelerini kullanmayı istiyorum ancak yapılan hiç bir Türkçeleştirme kelimelerin ve yapılan işin içeriğini tam karşılayamıyor. O nedenle ben bunlara daha sıradan ve bize has tanımlar yaparak; “Dügün Öncesi Portre”, “Gezgin Gelin Çekimi” ve “Eğlencelik Çekim” olarak tanımlıyorum.

Bu çekimlerin nerede ve nasıl yapılacağı İstanbul içi, İstanbul dışı, yurt dışı gibi seçeneklerle tamamen çiftlerimizin tercihlerine ve isteklerine göre şekilleniyor.

 

Düğün Fotoğrafçılığı ve Düğün Filmi; Fotoğrafçılık Kursu, Sanatkarlık ve Ekipman..

Stüdyo dışında yapılan düğün fotoğrafçılığı ve düğün portreleri artık ülkemizde iyice revaçta.

90’lı yılların ortalarında düğün fotoğrafçılığını stüdyo dışına taşımaya çalışırken ki çabalarımı hatırlıyorum ve gülesim geliyor. Stüdyo dışında yapılan düğün portrelerinin tanıtmak ve anlatmak adına sokaklarda çalışmayı çiftlere ve düğün dergilerine ben teklif ederdim. O yıllarda yayınlanan sektör dergilerine ücretsiz fotoğraf çeker müşteri tarafında farkındalık yapmaya çalışırdım.

O günlerden bu güne epey mesafe alındı..

Yıllar süren çabalarımdan sonra fotoğrafçılar ve müşteriler stüdyo dışının daha rahat ve yaratıcılığa açık olduğunu farkettiler. Fotoğrafçılar da artık stüdyoda düğün fotoğrafı çekmek istemiyorlar müşteriler de.. Hatta bazı fotoğrafçılar meseleyi öylesine abarttılar ki; çekim yapılacak yere aksesuvarlar taşınıp, prodüksüyon yapılıyor. Stüdyo ekipmanları çekim yerine taşınıyor, flaşlar, çekim aksesuvarları, bunların ayarlamaları testleri falan derken aslında setuplar stüdyo yerine sokakta yapılır hale gelmiş durumda. Stüdyodan kaçma nedeni olan doğallık arayışı ve yapaylıktan kurtulma çabası sezgi ve yaratıcılıktan yoksun fotoğrafçılar sayesinde terkedilmiş görünüyor. Düğün fotoğrafçılarının bir çoğu sokakta çekim yaparlarken de doğaya aykırı atmosferler yaratma merakıyla, gerekli gereksiz yapay ışıklandırma kullanarak; hem fotoğrafın hem müşterinin canına okuyorlar. Buna da kreatif portre diyorlar. Ne yazık ki ülkemizdeki bir çok düğün fotoğrafçısının bu katostrofobik portreci yaklaşımını benimsemiş olduğunu üzülerek görüyorum.

Fotoğrafı fotoğraf yapan şey kuşkusuz ışıktır, sokaktaki doğal ışığı yönetmek de mümkün değildir. Fakat, aslolan, sokaktaki ışığı okuyarak ve ondan istifade ederek fotoğraf çekebilmektir. Doğallık bunu gerektirir. Elbette her fotoğrafçının bir tarzı ve yaklaşımı olmalıdır. Hatta müşteriye göre de çalışma tarzını değiştirebilmelidir. O zaman fotoğrafçı kendi benimsediği değil müşterisinin istediği fotoğrafları çekmeye başlar. Ne yazık ki öğrenmekten ziyade ezberlemeye yatkın insan karakterimiz nedeniyle, Türk düğün fotoğrafçılığı camiası; esneyebilen ve ihtiyaca göre üretebilen bir fotoğrafçılık yaklaşımı edinemedi. Daha önceki makalelerimde ve Düğün Fotoğrafçılığı kitabımda da üzerine basarak konu ettiğim bu yaklaşım meselesi; müşteri memnuniyetinin kilit taşıdır aslında. Fotoğrafçılık yaklaşımı ve müşteri memnuniyeti, düzenlediğim eğitimlerde ve çekimlerde en hassasiyetle üzerinde durduğum konudur.

Son zamanlarda bazı müşterilerimiz kullandığımız ekipmanları, flaşları ve donanımlarımızı sormaya başladı. Bu soruları duyunca artık gülmeye başlıyor ve şu cevabı veriyorum: 

Fotoğrafı ekipman değil fotoğrafçı çeker, önemli olan ekipman değil fotoğrafçının kalitesidir..

İyi bir sanatkar kötü makine ile de iyi fotoğraf çeker; ancak kötü sanatkarın eline dünyanın en iyi ekipmanını da verseniz yaptığı iş kötü olacaktır. Biz teknolojinin bize sunduğu en iyi ekipmanları kullanırız. Çünkü yaptığımız işten önce kendimiz memnun olmak isteriz.

Kuşkusuz ekipmanlar bir sanatkarın en vazgeçilmezleridir. Ancak ekipmanlarımız sadece bizim gözümüze, zihnimize ve yaratıcılığımıza aracılık eden aletlerdir. Sanatkar en iyi ekipmanla da çalışsa gustosu yoksa yaptığı iş sanat olamaz. Elbette bu soruların arka planında, yetersiz donanımla iş yapmaya çalışan meslektaşlarımızın hataları olduğunu biliyorum. Anlaşılacağı üzere, burada yetersiz donanım ifadesi ile toplam fotoğrafçılık ve sanatsal birikimlerden bahsediyorum. Fotoğraf eğitimi, fotoğraçılık yaklaşımı, yaratıcılık, sanatsal, entellektüel birikim ve gusto sahibi olmaktan bahsediyorum. Dikkatinizi çekmiştir; fotoğrafçılık eğitimi değil fotoğraf eğitimi diyorum. Çünkü ikisi birbirinden çok farklı şeylerdir.

Fotoğraf eğitimi bitmez, ömür boyu sürer.

Her iş, fotoğrafçıya yeni şeyler öğreten bir deneyimdir. Fotoğraf çekmek araba kullanmak gibidir.. Ne kadar çok kilometre yaparsanız o kadar ustalaşırsınız. Son yıllarda 10 saatte “Fotoğrafçılık Kursu” alıp hemen düğün fotoğrafçısı olacağını zanneden yeni insanlar tanıyorum. Hemen hepsi de çocukça bir saflıkla, bu 10 saatlik fotoğrafçılık kursu tamamladığında fotoğrafçı olacağını düşünüp “düğün fotoğrafçılığı ticaretine” atılıyorlar. Evet yanlış okumadınız, düğün fotoğrafçılığı ticareti diyorum.. Çünkü 10 saatlik kurs sonunda fotoğrafçı değil ancak sattığı konusunda fikir sahibi olan bir tezgahtar olabilirsiniz. Hele bir de satıcı yeteneklerine haizseniz, müşteriyi ikna etmek hiç de zor olmaz. Eğer bu kurs sonucu edindiğiniz bilgilerle fotoğrafçılık yapmaya kalkarsanız; tekrar edilemeyecek bir olayın belgelerini mahvetmiş olursunuz. Müşteri tarafından baktığınızda ise sonuç her zaman hüsranla biter. Sonra mahkemeler başlar..

Şunu söylemeye çalışıyorum; 10 saatlik kursla fotoğrafçı olunmaz, 2 günlük atölye sosyalleşmesiyle deneyim kazanılmaz. Bunları hazmedebilmek için temel gerekir, sürekli hale getirmek gerekir. Gerçek bir tecrübenin yerini hiç bir deneyim alamaz. Gerçek tecrübe, gerçek düğünde, gerçek kişilerin karşısında edinilen tecrübedir. Sadece güzel portre çekerek düğünü geçiştirmemek gerekir. Güzel portre de lazım ancak düğünün ruhunu da anlatabilmelisiniz.

Bunun diğer tarafında profesyoneller arasında da bir eğitim furyası aldı başını gidiyor. Aslında buna eğitim demek de doğru değil workshop diyelim. Bazı uyanık fotoğrafçı arkadaşlar; kendilerini yetersiz hisseden meslektaşlarımızı geliştirmek adına yurtdışından fotoğrafçılar getirip bizim yerli fotoğrafçı meslektaşlarımıza 2-3 gün süren yatılı atölyeler düzenliyorlar. Meslektaşlarımız da beş yıldızlı muhteşem otellerde tatille birarada, atölyeyi veren fotoğrafçının direktifleri doğrutusunda; profesyonel modellerin fotoğraflarını çekerek bir kaç gün geçirip sosyalleşiyorlar. Elbette bu atölyelerin fotoğrafçıya kattıklarını yadsımıyorum. Ama fundameltal yoksunu yurdum fotoğrafçısı bu workshoplarda bir şey öğrenemiyor ki; sadece ezberliyor. O yüzden de her yerde yukarıda bahsettiğim katostrofobik portreleri görüyoruz.

Rus fotoğrafını öteden beri katostrofobik bulmuşumdur.. Örneklerini bu linkte bulunan makalemin içerisinde görebilirsiniz. Böylelikle katostrofobik portre nedir konusuna da açıklık getirmiş olayım.. Bu benim uydurduğum bir tanımlama.. Anlayabilmek için bir bütün olarak bakmak ve kullanmak gerekiyor. Daha önce bir yazımda biraz bahsetmiş ve kısaca tanımlamaya çalışmış; çakmasına da: “Sahte pasaport taşıyan Karpat ajanı misali, manipülasyondan kimlik değiştirmek zorunda kalmış katostrofobik Rus ekolü tarzı” şeklinde tanımlamıştım. Tabi bu fotoğrafların da beğeneni olacaktır efendim diyeceksiniz.. Elbette olacaktır; hatta bazılarını ben bile beğeniyorum. Ancak, temel teknik ve kompozisyon fakiri yurdum fotoğrafçısı; kopyalamaya çalıştığı Rus ekolü kadar kreatif olamıyor. Zorlama, kabız, sakil ve ucuz görünüyor.. O yüzden de böyle ıkınık fotoğraflara “katostrofobik portre” diyorum.

Meslektaşlarıma ve düğün fotoğrafçısı olmak isteyenlere sesleniyorum.. Fotoğrafçılık kursunu amatörlerden almayın.. 

Profesyonel olmayı hedefleyen fotoğrafçılar için “düğün fotoğrafçılığı” ve “düğün portreleri” için eğitim programlarımız var. Müşteri ilişkilerinden planlamaya ve bütçelendirmeye, çekim tekniklerinden sunum çeşitlendirmeye, albüm tasarımından iş teslimine kadar, tüm konular eğitim konularımız arasında..

Düğün fotoğrafı ve düğün klibi konusundaki deneyim ve tecrübemizi yıllardır fotoğrafçılara eğitimler, seminerler ve fotoğrafçılık kursları vererek paylaşıyoruz. Düğün fotoğrafçılığı ve portrecilik konusunda kendini yetiştirmek isteyen fotoğrafçılara ve fotoğrafçı adaylarına özel eğitimler, seminerler ve kurslar organize ediyoruz.

 

Düğün Fotoğrafçılığıfatih arslan