Fotoğraf, Fotoğrafçılık ve Meslek Birliği İncelemesi | Mustafa Turgut

Fotografçılığın Örgütlen-eme-me Sorunu

Fotoğrafçılık doğası gereği yetenek ve ehliyet gerektiren bir meslek dalıdır.

Hali hazırda, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik çerçevesinde ve aşağıda görüleceği üzere tanımlanmaktadır.

ÜÇÜNCÜ SINIF GAYRİSIHHÎ MÜESSESELER

4- KİMYA SANAYİİ
4.1- Saf su ve asitli su üretim yerleri,
4.2- Fotoğraf filmi renklendirme ve boyama yerleri,
4.3- Kolonya ve benzeri tuvalet malzemeleri üretim yerleri,
4.4- Zirai mücadele ilaçları, ve benzeri maddelerin perakende satış yerleri,

21/09/2006 ‘da yürürlüğe giren 5544 sayılı Mesleki Yeterlilik Kanunu, ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak, teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek; denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak ve işletmek üzere Mesleki Yeterlilik Kurumunun kurulması, çalışma usûl ve esaslarının belirlenmesi ile ulusal yeterlilik çerçevesiyle ilgili hususların düzenlenmesini sağlamak üzere çıkartılmıştır. Tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik, ebelik, eczacılık, veterinerlik, mühendislik ve mimarlık meslekleri ile en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler bu Kanun kapsamı dışında bırakılmıştır. Yani mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş ve lisans eğitimini gerektirmeyen tüm meslekler bu kanun kapsamında değerlendirilmesi öngörülmüştür. Yine aynı yasaya dayanarak yasada tanımlanmış görevleri yapmak üzere Mesleki Yeterlilik Kurumu kurulmuştur.

Kurumun görev ve yetkileri aşağıda sıralanmaktadır.

  1. Ulusal mesleki yeterlilik sistemi ile ilgili yıllık gelişme planlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulamasını yapmak veya yaptırmak, denetlemek; bunlara ilişkin düzenlemeleri yapmak.
  2. Standartları belirlenecek meslekleri belirlemek ve bu standartları hazırlayacak kurum ve kuruluşları tespit etmek.
  3. 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununa tâbi teknik ve meslekî eğitim veren yüksek öğretim kurumlarında ulusal meslek standartlarına uygun eğitim ve öğretimin yapılabilmesi için Yükseköğretim Kurulu ile; orta öğretim düzeyindeki meslekî ve teknik eğitim veren öğretim kurumlarında ulusal meslek standartlarına uygun eğitim ve öğretimin yapılabilmesi için Millî Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapmak.
  4. Ulusal meslek standartlarını temel alarak, teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek.
  5. Ulusal meslekî yeterlilikler alanındaki eğitim ve öğretim kurumlarını ve programlarını akredite edecek kurumları belirlemek.
  6. Sınav ve belgelendirme sistemi kapsamında; yeterliliği belgelendirecek yetkilendirilmiş kurumları belirlemek ve sınavlarda başarılı olanlara sertifika verilmesini sağlamak.
  7. Türkiye’de çalışmak isteyen yabancıların sahip oldukları meslekî yeterlilik sertifikalarının doğruluğunu belirlemek.
  8. Ulusal meslekî yeterlilik standartlarını dünyadaki ve teknolojideki gelişmelere uygun olarak geliştirmek, yeterlilik standartlarını yükseltmek ve uluslararası alanda tanınmalarını sağlamak.
  9. Meslekî alan ve sektörler arasındaki yatay ve dikey geçişler için gerekli yeterliliklerin belirlenmesini sağlamak.
  10. Diğer ülkelerdeki benzer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak, hizmet satın almak, projeler geliştirmek ve uygulamak, eğitim, araştırma, konferans, seminer ve yayın faaliyetlerinde bulunmak.
  11. Hayat boyu öğrenmeyi desteklemek ve teşvik etmek.
  12. Faaliyet alanına giren sair her türlü çalışmayı yapmak.

Aynı yasa 9.ncu maddesi yönetim kuruluna aşağıdaki görevleri yerine getirme yetkisi vermektedir.

  1. Meslek standardı geliştirmek, sınav ve belgelendirme faaliyetinde bulunmak üzere başvuruda bulunan kuruluşların başvurularını incelemek ve sonuçlandırmak.
  2. Standardı tespit edilerek, sınav ve belgelendirme uygulaması yapılacak meslekleri belirlemek.
  3. Yapılacak sınavlarda başarı gösterenlere verilecek Meslekî Yeterlilik Kurumu Yeterlilik Belgesini onaylamak.
  4. Kurumca hazırlanan yönetmelik taslaklarını inceleyerek yayımlanmak üzere ilgili mercilere iletmek.
  5. Kurumun bir önceki yıla ait faaliyet raporu, bir sonraki yıla ait çalışma programı, malî rapor ve personel planlaması ile bütçesini hazırlayarak Genel Kurulun onayına sunmak.
  6. Hizmet birimlerinin oluşumuna karar vermek.
  7. İlgili mevzuat çerçevesinde, Kurum personelinin işe alınması, işten çıkarılması, terfi ettirilmesi, ödüllendirilmesi ve benzeri tasarruflarda bulunmak, Kurumda çalışanların, ücret, harcırah, malî ve sosyal hakları ile ilgili esasları belirleyerek Genel Kurula sunmak.
  8. Hazırlatılacak meslek standartlarının, sınav ve belgelendirme uygulamalarının uluslararası normlara uygunluğunu sağlamak.
  9. Gerekli görülen hallerde Ankara dışında büro veya temsilcilik açılmasına karar vermek veya ilgili kurum ve kuruluşlara Kurumun faaliyet alanına giren konularda yetki vermek.
  10. Kurumun görevleri ile ilgili olarak ihtiyaç duyulan konularda araştırma, teknik inceleme, etüt, proje ve bunlarla ilgili her türlü mal ve hizmetlerin sağlanması gibi işleri yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilere yaptırmak ve bu konularla ilgili mal ve hizmet satın alınmasına karar vermek.
  11. Şikayet ve itirazların incelenme usûl ve esaslarını belirlemek.
  12. Genel Kurulca verilen diğer görevleri yapmak. Genel olarak güzel sanatlar alanına giren mesleki düzenlemeye atıf yapan başka yasalar tüzükler ve yönetmelikler vardır.

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu,
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu,
3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu
5554 sayılı Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu,

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve bağlı olarak Kültür Bakanlığı’nca yayımlanmış; Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği (Resmi Gazete Tarihi: 16.11.1997 Resmi Gazete Sayısı: 23172)

Eser,İcra,Yapım ve Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik (Resmi Gazete Tarihi: 08.06.2004 Resmi Gazete Sayısı: 25486)
Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri Tip Statüsü (30.01.2003 tarih ve 25009 sayılı Resmi Gazete )
Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük (Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 10/3/1999 No : 99/12574, Dayandığı Kanunun Tarihi : 5/12/1951 No : 5846, Yayımlandığı R.Gazetenin Tarihi : 1/4/1999 No : 23653) 

Meslek Birlikleri Mevzuatı; şeklinde yasa, yönetmelik ve tüzüklerle düzenlenmiş ve hali hazırda yürütmede olan yasalardır. Bütün bu yasal düzenlemenin ışığında görülmektedir ki, kanun yapıcı mesleki standartlar ve uygulamaları ile ilgili eksik de olsa bir takım düzenlemeler yapmıştır. Fakat bu yasal düzenlemeler yapılırken sektörümüz devletin kabul ettiği biçimde ya da herhangi bir şekilde temsil edilemediğinden ya da bireysel önerileri dikkate almadan sektörümüzü de yakından ilgilendiren Fikir ve Sanat Eserleri kanunu değişiklikleri yapılmıştır. Kabul edilmelidir ki yasalaşma sürecinde değişen ya da değişmesi düşünülen yasalarla ilgili ilgili kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınmaktadır. Fakat bu süreçte kendini ve temsil ettiği topluluğun görüşlerini ısrarlı ve inatçı bir şekilde ifade eden kurumların istekleri doğrultusunda yasalar değişmektedir. Bir anlamda yasa yapıcı komisyonlarda lobi yapan meslek birliklerinin ve kurumların istekleri yasaya girmiş, bunu yapamayan meslek örgütlerinin önerileri girmemiştir.

Özetle sektörümüz hiç bir dönemde bu yasa çalışmaları sırasında bırakın görüş bildirmeyi, temsil dahi edilmemiştir. Çünkü bir örgütü yoktur. Konunun can alıcı noktası buradadır. Biz neredeyiz? Biz ne iş yapıyoruz? Biz kimiz? Temsil ediliyormuyuz? Bizi kim temsil ediyor?

Gibi soruları cevaplamak, ne kadar ve nasıl temsil edildiğimizi ortaya koyacaktır.Mevcut yasal düzenleme mesleğimizi Esnaf Sanatkarlar Konfederasyonu’nun temsil ettiğini göstermektedir. Bu konfederasyon altında bazı kentlerimizde meslek odaları kurulmuş ve halen çalışmaktadırlar. Fakat görülmektedir ki bu düzeyde bir temsiliyet sektörde, kısmi çözümlerde dahi fayda getirmemektedir. Resmi olarak tanınmayan bir takım yapılanmalar ve dernekler vardır ama bunların da etkinlikleri neredeyse yoktur. (Kanarya Sevenler Cemiyeti ile aynı statüdedir)

Öncelikli olarak çözülmesi gereken temsiliyet sorunumuzdur. O halde mevcut yasalardan istifade ederek meslek birliklerinin oluşumu ve nihai olarak federasyonlaşmadır.

Öncelikle olarak temsiliyet sorununun çözümü neden önemlidir ? Bu sorunun cevabı ve süreçte izlenmesi gereken yol aşağıda özetlenmeye çalışılacaktır.

1- Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük (Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 10/3/1999 No : 99/12574 /// Dayandığı Kanunun Tarihi : 5/12/1951 No : 5846 /// Yayımlandığı R.Gazetenin Tarihi : 1/4/1999 No : 23653 )

Bu Tüzük, fikir ve sanat eseri sahipleri ile komşu hak sahipleri meslek birliklerinin ve federasyonlarının kurulmalarını, görevlerini, gelirlerini, denetlenmelerini, üye olma, üyelikten çıkma ve çıkarılma koşullarını, eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin tazminat ve telif ücretlerinin dağıtım usullerini, birlik ve federasyonların çalışmalarına ilişkin diğer hususları düzenler.Tüzük birlik amaç ve alanlarını 7.nci maddede “Eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleri, ortak çıkarlarını korumak, Kanun ile tanınmış hakların idaresi ve takibi ile alınacak tazminat ve telif ücretlerinin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak amacıyla aşağıda belirlenen alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler” denmektedir.

Birliklerin kuruluş şekli ise 8.nci maddede belirlemiştir. Tüzüğün 49.ncu maddesi ise federasyonlaşma sürecini belirlemektedir.Madde 49: Aynı alanda faaliyet gösteren en az iki meslek birliği tarafından, Bakanlıkça hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca onaylanan tip statüye uygun olarak meslek birlikleri federasyonları kurulabilir. Aynı alanda birden fazla federasyon kurulamaz. 5846 sayılı yasa sadece fikri haklar ve güzel sanatlar eserleri bağlamında haklarımızı korumaktadır.Asıl olarak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu, temel olarak sektördeki düzenlemeleri yapar görünmektedirler. Yürürlükte olan yasalar sadece mali durumları düzenleyen vergi kanunları ile birlikte temel olarak devletin çıkarlarını korumak üzere düzenlenmiş yasalara gönderme yaparak, mesleğin özlük hakları, düzenlemeleri, kuralları, etiği ya da yeterliliklerle ilgili düzenlemeleri yapmamaktadır. Yani aslında sektörü ve sektördeki yapılanmayı düzenleyen hiç bir kurum ya da yasa yoktur.Temsiliyet sorununun çözümü işte bu nedenle önemlidir. Sektörü ve sektördeki düzenlemeyi sağlayacak, sektördeki tüm birey ve kuruluşların koordinasyonunu sağlayacak, gerekli hallerde uzlaştırıcı olacak, bilirkişilik yapacak ve en önemlisi sektörün hak ettiği saygınlığı oluşturacak bir kurumun oluşumunu sağlayacaktır.

Hatırlanmalıdır…

YÖK geçtiğimiz yıllarda ÖSS sınavlarında kullanlacak vesikalık fotoğraflarının çekimini okullara sağladığı ekipmanle okullarda yaptırmıştır. Bazı konsolosluklar yönlendirmeler yapmıştır. Bu ve benzeri durumlar sektörümüz için olduğu kadar aynı zamanda devlet için de gelir kaybıdır. Fakat bu durum karşısında örgütümüz olmadığı için önüne geçilemiştir. Halbuki örgütümüz olsaydı ve duruma devletin vergi kaybı açısından yaklaşılabilseydi; büyük ihtimalle maliye vergi kaybından vazgeçmez YÖK’ün ve diğerlerinin bu eyleminin önüne geçilebilirdi. Bunun gibi yine reklam fotoğrafçılığı sektöründe karşılaştığımız matbaaların fotoğraf meselesini müşterilerine promosyon malzemesi gibi düşünüp; fotoğraf çekimini bütçesiz ya da çok düşük bütçelerle yap-tır-maları ayrı bir haksız rekabet ve yine maliye açısından oluşan vergi kaybı meselesi olarak yaklaşılabilir. Ehliyeti olmayan işletmenin bu tip işleri yapması engellenebilir. Ya da eğitilmiş ve kurallara uyan ehil işgücünün bu tip işletmelerde istihdamı sağlanarak önüne geçilebilir. Sektördeki kayıt dışı çalışan işgücünün ve işletmelerin haksız rekabetinin önüne yine aynı yöntemlerle geçilebilmesi mümkündür.

Elbetteki sektördeki tüm olumsuzlukların önüne geçmek mümkün değildir. Ama mücadele etmek, haksız rekabet ya da sektörün tehlikeleri sayılabilecek diğerleri için caydırıcı olacaktır. Burada özeleştiri de yapmak gereklidir. Sektördeki standart eksikliği, YÖK ve konsoloslukların yaptığı yönlendirmelere çanak tutmuştur. Özellikle perakende sektörün atardamarı sayılan vesikalık fotoğraflarda bizlerin belirleyebildiği bir standart olmayışı ve her anlamda çeşitlilik ( farklı ölçüler, belgeye uygun olmayan poziyerlik, kişi özelliklerini değiştiren rötuş; yani fotoğrafçıların müşterilerini memnun etmek adına yaptığı tüm şeyleri bunun altına ekleyebiliriz.) kurumların standart olmayan ve aslına uymayan gerçek dışı fotoğraflarla mücadele etmek yerine kendi çözümlerini üretmelerini zorunlu kılmıştır. İşte bu nedenle özellikle bu ve benzeri konularda meslek standartlarının belirlenmesi de önem kazanmaktadır.

Reklamcılık açısından bakıldığında ise gelişen teknoloji nedeniyle benzer sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlar aslında perakende sektör olarak değerlendirdiğimiz portre stüdyolarını da ilgilendirmektedir. Zaten bu işletme birimleri de artık reklam fotoğrafı çekmeye başlamışlardır. Dijital teknolojiyle birlikte, ürün rötuşu, manipulasyon ve diğer bilgisayar işlemleri müdahelelerimize imkan tanımıştır. Fakat bununla birlikte çekim zamanından fazla çalışma ve mesai saatleri bu işler için harcanmaya başlanmıştır. Unutulmamalıdır ki bizler mesai satarak para kazanmaktayız. Bütün fotoğrafçılık harici kalemlerin fotoğrafçılık hizmetinin dışında bedellendirilmesi ve kurallarının koyulması ihtiyacı oluşmuştur. Özellikle analog fotoğrafçılık zamanında renk ayrım stüdyolarının yaptığı hizmetler artık bizim sorumluluğumuz altındaymış gibi algılanmaktadır. Bu hizmetler haksız rekabet unsuru yaratmayacaksa değerlendirilmelidir. Haksız rekabete mahal vermeden meşru ve aynı koşullar altında elbette bütçelendirilebilmeleri mümkündür. Bütçelerimize artık gerekli kalemlerin koyulma gerekliliği oluşmuştur. Bütçe konusu açılmışken yıllardır sektörün standart liste istekleri dillendirilir. Her işletmeden listeye uyması istenir. Bu günümüz ekonomik koşullarında ve mevcut yasalara rağmen mümkün değildir. Çünkü yasalar ve içtihatlar liste uygulamasıyla ilgili olarak bizim düşündüğümüzün tam tersi uygulamalara imkan tanımaktadır.

5362 sayılı ESMK Kanunu madde 62 listelerin nasıl tanzim edileceğini belirler.

Maddeye göre bu kanuna tabi odaların düzenleyecekleri listenin uygulanacak azami hadleri gösterebileceği ve ancak belediye veya mülki amirliklerce onanması halinde geçerlilik kazanacaklarına işaret eder.

Aynı şekilde 4054 sayılı Rekabetin Korunması Kanunun 2.nci maddesi de rekabetin korunması ile ilgili kapsamı belirler.

4.ncü madde ise;

  • Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı olarak tesbit etmekte ve yasaklamaktadır. Ve aşağıdaki maddelerle tanımlamaktadır. Bu haller, özellikle şunlardır:Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi,
  • Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,
  • Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi,
    Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,
  • Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması,
  • Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, Aynı yasa 5.nci maddesiyle muafiyetleri de belirlemektedir.Kurul ,aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde (…)(1),teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir:a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
  • b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
  • c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
  • d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olanlardan fazla sınırlanmaması.(1)2/7/2005 tarihli ve 5388 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu arada yer alan “ilgililerin talebi üzerine“ ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

Özellikle muafiyetlerde belirtilen (a) bendindeki koşul sanırım bizim için değerlendirilebilir bir maddedir.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri kanunu ise 41, 42 ve 42/A maddesiyle liste ve fiyat belirleme yetkisimi meslek birliklerine bırakmıştır. Yasaya ek olarak yapılan 5101 sayılı kanunun 13.ncü maddesiyle tarife tesbitine ilişkin esaslar sabitlenmiştir. Fakat bu yasada sözü edilen fiyat tesbiti bizim anladığımız anlamda bir tesbit olup olmayacağı yoruma açıktır. Burada bahsi edilen fiyatların eserin kullanımından sonra oluşacak teliflerle mi yoksa ilk fiyat tesbitleri ile mi ilgili olduğu ya da her ikisinin de tesbitini içerdiği çok açık ve belirli değildir. Ama faydalanabileceğimiz metin açıklamaları da mevcuttur. Bütün bunlardan çıkan sonuç kanunla belirlenmiş meslekler dışında (tabiplik, diş hekimliği, mimarlık gibi…) asgari fiyat tarifesi uygulaması mümkün olmadığıdır. Ancak yasa referans fiyat terifesi uygulanmasına da engel değildir. Asgari ve azami hadlerin belirlendiği arada oluşacak rekabetçi olmayı sağlayacak bir fiyat oluşumu mümkündür. Ancak önemli olan, sektördeki kişi ve kuruluşların meslek etiğine ve kurallarına aykırı düşecek davranışlardan kaçınmaları ve sektörün zarar görmesinin önüne geçilmesidir.

Yani, belirlenecek hizmet kalemlerinin hakkaniyetle uygulanması, yıkıcı rekabetin önüne geçilmesi, vasıfsız ürün veya hizmetin üretilmemesi, sektöre giriş çıkışların kontrol altına alınması, teklif ve hizmet standardizasyonu, telif haklarının oluşabilmesi ve işlerliği açısından mutlaka sözleşme imzalanması ve yapılan hizmetin faturalandırılması (sözleşme ve fatura teliflerimizi koruyan tek evraktır), sektörün hakettiği saygınlıkta anılmasından ödün verilmemesi gibi konularda kurallar konulması ve uygulanması gerekliliktir. Eğer gerçekleştirilebilirse, sektördeki tüm kişi ve kuruluşlar bundan fayda sağlayacak ve sektörün korunması sağlanacaktır.

Meslek birimleri aşağıdaki gibi sınıflandırılabilirler. Bu yazıda bahsetmediğimiz ticaret işletmeleri tamamen bu oluşumun dışında ticaret kuralları çerçevesinde zaten işlemektedirler o nedenle ele alınmamışlardır. Ancak sınırlar kesin belli olmadığı için de kısmen bahsedilecektir. Sektördeki hizmet işletmeleri (şahıs ya da şirket) temel olarak aşağıdaki ana bölümlerde değerlendirilebilirler.

  • Labotaruvarlar
  • Perakende ve standart hizmet veren çekim stüdyoları (portre stüdyoları)
  • İş ve çözüm odaklı hizmet veren çekim stüdyoları (sanayi, reklam ve özel portre stüdyoları)
  • Mekanlarda hizmet veren birimler (otel, mekan, okul vb)
  • Aynı zamanda laboratuvar ve standart çekim hizmeti veren bütünleşik işletmeler.
  • Tüm hizmetleri üreten komple çözüm işletmeleri

Bu sınıflamada 5. maddede belirtilen komple çözüm işletmeleri kaleminin açılmasının gerekliliği son teknolojik gelişmelerin ışığında olmuştur. Çünkü mevcut teknoloji her türlü hizmeti üretir hale getirmiştir. Yani portrecilik yapan bir fotoğrafçı da reklam fotoğrafçılığı yapabilir hale gelmiştir. Ayrıca istiyorsa yapmalıdır da. Ancak yine kuralına uyarak, piyasa dengelerini bozmadan. Mutlaka belirlenmesi gereken meslek standartları aşağıda önerilmiştir.

1. Mesleki yeterlilik

Yukarıda belirtilen işletmelerin tamamı hizmet işletmesidir. Ve fotoğrafçılık mesleğinin uzmanlaşmayı gerektiren alanlarında çalışırlar. Bu nedenle tamamının mesleki yeterliliğine sahip olması şarttır. Yasal düzenleme ticaret siciline kayıt yapılması durumunda bu yeterliliği ortadan kaldırmaktadır. Halbuki mali yönden işletmenin ticaret işletmesi olması yaptığı işin ticaret işi olmasını sağlamaz. Yeterlilik ve yeterliliğe sahip personel veya işgücü bulundurma zorunluluğu mutlaka bu tip işletmelere de getirilmelidir. Yoksa tüm bu yasallaşma ve örgütlenme çabaları boşa gidecektir.

2. Teknolojik yeterliği

Özellikle laboratuvar hizmetlerinin yapıldığı işletmelerin standarlarının belirlenmesi açısından gereklidir. 100 $ lık printerle laboratuvar olunamayacağı gerçeği açıktır.

3. Ahlak ve etik yeterliliği

Meslek saygınlığını korumak, müşteriye koşulsuz teslim olmamak, hizmet kalemlerinin doğru bütçelendirilmesi, yıkıcı rekabet yapmamak, haksız rekabet oluşturacak durumlardan kaçınmak bunlardan bazılarıdır. Daha da çoğaltılabilir. Konulan kuralların yasalarla desteklenmesi zorunluluktur. Ne yazık ki yurdumuz insanı verdiği sözlerin arkasında pek durmamaktadır. Bu nedenle belirlenecek ahlak ve etik kurallara uyulmasının sağlamabilmesi gereklidir.

4. Ürün standartları

A- Perakende fotoğrafçılıkla ilgili:

Özellikle ülkemizde resmi dairelerde ve yasal işlerde kullanılan vesikalık fotoğrafın standardizasyonunun sağlanması gereklidir. Müşterilerin çoğu sanatsal portre fotoğrafı ile vesikalık fotoğrafını karıştırmakta, fotoğrafçıların önemli bir kısmı da aynı yanılgıya düşmektedir. Bu nedenle çekilen vesikalık fotoğrafların önemli bir kısmı vesikalık fotoğraf değil duvara asılmak yada albüme konulmak üzere çekilmiş, kişinin belirgin özelikleri kaybedilmiş ya da değiştirilmiş fotoğraflar şeklinde üretilmektedirler.Aslında farkında olmadan fotoğrafçılar böyle yaparak ikinci bir gelir kalemlerini öldürmektedirler. Standardı olmayan vesikalık fotoğraflar müşterilerin ilave fotoğraf çektirmelerini de engellemekte, gelir kaybına yol açmaktadır. Bu ve benzeri nedenlerle portrecilik eskisi gibi değildir. Standardı oturmuş vesikalığı çektiren müşteri albümüne koymak yada duvarına asmak için eskiden olduğu gibi portre çektirmeye tekrar başlayacaktır. Eski portrecilik yeniden canlanabilecektir.

Unutulmamalıdır; sanat icra etmek, vesikalıktan daha fazlasını yapabiliyor olmaktan geçer. Böylece meslek eski saygınlığını sağlayacaktır. Tüm dünyada vesikalığın standardı bellidir. Bazı ülkelerde ölçü değişiktir ama içerik standarttır. Hatta Avrupa Birliği ülkelerinde biyometrik fotoğraf standardı oluşmuştur.Doğrusu budur.

Bizim yapamadığımız standartları Alman Konsolosluğu belirlemiş, İSFO yazılı hale getirmiştir. Vize Müracaatçıları İçin Biometrik Vesikalık Resim Hakkında Bilgi (altı çizili kelimeye dikkat!)

  • FORMAT: Resim üzerinde yüz tam ortalanmış ve çene ucundan saçların başladığı bölgeye kadar sağ ve sol yüz hatları tamamen görünür olmalı. Yüz kısmının yüksekliği resmin yüzde 70 ila 80`ini kapsamalıdır (yüz yüksekliği 32 ile 36 mm arasında olmalıdır). Kişinin yüz kısmı küçültülmeden başı (saç modeli de görünür şekilde) tamamen görünür olmalı.
  • KESKİNLİK ve KONTRAST: Yüzün her kısmı keskin, net ve kontrastı iyi olmalı.
  • IŞIK: Yüze eşit ölçüde ışık yansıtılmalı, refleksiyon veya gölgeler olmamalı. Ayrıca gözler kırmızı çıkmamalı.
  • ARKA FON: Arka fon tek renk, açık, desensiz (tercihen nötür gri tonda) olmalı. Yüze ve saçlara iyi bir kontrast oluşturmalı. Açık renk saçlarda mümkünse orta tonda bir gri, koyu renk saçlarda açık gri arka fon olmalı. Resim üzerinde sadece kişinin kendisi görülmeli,(başka kişiler veya objeler resimde yer almamalı, özellikle küçük çocuklarda dikkat edilmeli.) Arka fonda gölgeler oluşmamalı.
  • RESİM KALİTESi: Resim yüksek kaliteli kağıt üzerine basılmalı ve asgari 600 dpi de çekilmeli (leke ve bükülmeler olmamalı). Resim üzerinde renkler nötür olmalı ve yüzün doğal renklerini yansıtmalı.
  • BAŞIN POZİSYONU; YÜZ IFADESI ve BAKIŞIN YÖNÜ: Başın öne eğik veya herhangi bir tarafa dönük (yarı profil) olması kabul edilmez. Kişi nötür bir yüz ifadesi ile ağzı kapalı olarak ve doğrudan kameraya bakarken resmi çekilmelidir. Gözler açık, iyi görünür şekilde olmalı. Gözlerin önü saç veya gözlük çerçevesi ile kapatılmamalı.
  • GÖZLÜKLÜLER: Gözler açık ve net bir şekilde görünüyor olmalı (gözlük camı üzerinde yansımalar olmamalı, renkli cam veya güneş gözlüğü olmamalı). Gözlük camının kenarı veya çerçeve göz önüne gelmemeli.
  • BAŞ ÖRTÜSÜ: Baş örtülü vesikalık resimler genellikle kabul edilmemektedir. Dini sebeplerden dolayı münferit olarak istisnalara izin verilmektedir. Bu durumda yüz, çene ucundan alına kadar görünür olmalı. Yüzün üzerinde gölgeler oluşmamalı. Yapılan tanımda noksanlıklar vardır.

Konsolosluğun “resim kalitesi” başlığı altında ve başka bölümlerde ifade etmeye çalıştığı tanımlarda “nötr” ifadesi; “doğal ve müdahelesiz cilt renkleri ve dokusu olan yani rötuş yapılmamış” ifadesi eklenmelidir. Çünkü rötuş rölatif bir kavramdır. Vesikalık fotoğrafta aslolan kişiyi olduğu gibi fotoğraflamak olmalıdır. O yüzden rötuşsuz ibaresinin özellikle tanımlarda belirtilmesi doğru olur. Dpi, nötr, profil, kamera gibi ifadeler kullanmayı bilen arkadaşlarımız nedense “fotoğraf” yerine hala resim diyorlar.. Yukarıdaki tanımda kullanılan resim ifadesi ise özellikle dikkat çekmek istediğim bir konudur.

Resim yapmak başka bir eylemdir. Bizim yaptığımız iş ise fotoğraf çekmektir. Öncelikle bu yanlış kullanımın önüne kendimiz geçmek zorundayız. Kelimenin doğrusu “fotoğraf” tır.

Özellikle bu konudaki ülke standartlarının oluşabilmesi için gerekli tüm resmi dairelerle yazışarak oturtulmasını sağlanması; YÖK gibi kurumların girişimlerinin önüne geçmek açısından muhakkaktır. Askeri birlikler artık fotoğraflarını CD’de ya da diskette dijital olarak istemektedirler. Bu durum ilerleyen zamanlarda fotoğrafçıların aleyhine gelir kayıplarına neden olmaya başladığı görülmektedir. CD içini kopyalayan müşteriler başka laboratuvarlarda ya da stüdyolarda daha düşük ücretlerle baskı yaptırmaktadırlar. Bunun önüne geçmek sadece ve sadece telif yasalarıyla mümkündür. Sektörün korunması bakımından yasanın işlerliğinin sağlanması için stüdyolara telif yasasının görünür bir şekilde asılması ve işletileceğinin mesajının verilmesi sanırım bu sorunun çözümünü sağlayacaktır. Aynı şekilde bu tür fotoğrafların kopyalanması da yasaklanabilir. Ya da kopyalamanın önüne özellikle kaba yüzey dokulu “silk/ipek” kağıt kullanımıyla geçilebilir. Bu kağıdın kullanımı standart haline getirilirse fotoğrafı kullanan mercideki memurun da kopyacılığın önüne geçmekte kontrolünden faydalanılabilir. Elbette ki bu memurların bu konuda yasal olarak uyarılması ve bilgilendirilmesi temel olarak gereklidir. Böylece kırtasiyeci, bakkal ve benzeri meslek harici çalışan ve işe uygun olmayan printerlerle baskı yapan kaçakların da önüne geçilebilir. Bazı il ve ilçelerde fotoğrafçılar kişisel çabalarla kağıtları memurlara tanıtmışlar ve başarılı olmuşlardır. Örneğin Merzifon’da tapu, nüfus memurlukları özellikle ipek dokulu kağıt konusunda bilgilendirilmiş ve bunun dışındaki fotoğrafları reddetmesi sağlanmıştır. Bu uygulama yaygınlaştırılabilir. Aynı yöntem diğer fotoğraflar için de kullanılabilir. İpek kağıt kopyalandığında kopyası daha kalitesiz çıkacağı için bir süre sonra müşteriler bundan vazgeçecek ve kendiliğinden haklar korunacaktır. Ürün standartları

B- Çözüm odaklı fotoğrafçılıla ilgili

Ürün standartı reklamcılık ya da çözüm odaklı işletmelerde kısmen oturmuş olsa da sistemden ya da müşterilerden kaynaklanan farklılıklar vardır. Saygınlık burada da temel ilke olmalıdır. Ancak saygınlığı sağlayabilmek doğru iş üretmekten geçer. Doğru iş kavramı çok geniş ve rölatif olmakla birlikte bir takım standartlara bağlanabilir. Profesyonel işin tanımı film ve dosya formatı, sunum şekli, telif koruması, fotoğrafçılık hizmetinin dışındaki işlerin bütçede mutlaka ayrı kalemler altında belirtilmesi ve doğru uygulama, kayıt dışı çalışmama, teklif standartları, sözleşme standartları; ciddi ve saygın bir işin olmazsa olmaz koşullarıdır. Bunların tüm sektörde uygulanır hale getirilmesi gereklidir.

5. Hizmet standartları

Her işletmenin kendine göre oluşturduğu bir hizmet standartı ve kalitesi olduğu muhakkaktır. Bu konuda ihtiyacı olan işletmelere destek verilmesi esastır. Bu doğrultuda işletme standartı belirlenmeli ve sistemdeki tüm işletmelere önerilmelidir.

6. Gerçek rekabet koşullarının oluşturulması

Gerçek rekabet koşullarının oluşabilmesi yasalarla engellenmiş hallerin, (tekel, monopol, birlik ve özel anlaşmalar) önüne geçilmesiyle mümkündür.

Son yıllarda ülkemizde, özellikle büyük kentlerde mekan ve otel fotoğrafçılığı kavramı oluşmuştur. Bu oluşum kuşkusuz bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Ancak mekanların bu hizmetten faydalanma istekleri bir takım anlaşmaları ve rekabeti engelleyici koşulların oluşumuna zemin hazırlamıştır. Oteller ve mekanlar fotoğrafçılardan kira ya da anlaşma bedeli adı altında ücretler talep etmişlerdir ve almışlardır. Bu bedeli ödeyen fotoğrafçı da doğal olarak o mekana başka fotoğrafçı girmesinin önüne geçmek için sözleşmelerine “başka fotoğrafçı giremez” maddeleri koydurmuştur. Bu durum yasalara tamamen aykırıdır. Ancak şimdiye kadar da bunun önüne geçmek için hiç bir fotoğrafçı girişimde bulunmamıştır. Bunun önüne geçmek ne sağlar? En önemlisi müşterinin hizmete daha ekonomik ulaşmasını sağlayacağı kesindir. Mekanla anlaşan fotoğrafçı doğal olarak hizmet bedellerinin üzerine mekan için ödediği ücretleri koymaktadır. Hizmet kalitesini artıracaktır. Aynı mekanda farklı zamanda iş üreten farklı fotoğrafçıların işlerinin mukayesesinden dolayı hizmet ve fotoğraf kalitesinin artacağı kesindir. Mevcut durumda oradaki fotoğrafçının ürettiğinden başkası üretilmemektedir. Bu da hem kalitesizliğe ve alternatifsizliğe, hem daha pahalı hizmete, hem de anlaşma zamanı geldiğinde mekancının ellerini ovuşturmaya başlamasına ve her sene artan kira bedellerine neden olmaktadır. İlgili meslek örgütleri ile temasa geçerek ve yasal dayanaklarıyla bu durumun önüne geçilmesi hem ürün çeşitlendirmeye, hem hizmet çeşitlendirmeye, hem de bizim yaptığımız işten başkalarının da sebeplenmesini engelleyecektir.

Kaldı ki böyle bir uygulama dünyanın hiç bir yerinde yoktur. Bu durum mesleki yeterliliğe sahip olmayan fotoğrafçıların ve aç gözlü mekan sahiplerinin yarattığı dayatma bir durumdur, ve mesleki saygınlığı yine aynı sebeplerden dolayı zarar vermektedir. Aynı şekide okullarda da benzer oluşumlar, anlaşmalar vardır. Bu ve benzeri durumların önüne geçmek mutlak bir gerekliliktir. Sonuç olarak bu çalışmayla anlatılmak istenen örgütleşmenin hangi temeller üzerinde oluşacağının belirlenmesidir. Mevcut yasal düzenlemenin önerdiği ticari yapının, bugüne kadar sektörümüzdeki kuralsızlığı ortaya çıkardığı aşikardır. Bu nedenle öncelikli olarak sektörün telif yasalarını temel alan bir örgütlenme temeline oturması sağlanmalıdır. Daha sonra kuralları konulmalı başarılabilirse yasal zorunlulukları (yeterlilik, yatırım, etik) oluşturulmalıdır. Avrupa ülkelerinde sektörümüz işletmelerinin açılışları izne ve mahal koşullarına göre yapılmaktadır. Yani nüfus ve çevre gibi demografik unsurlar göz önüne alınarak işletme açılışlarına izin verilmektedir. Bunun öncelikle sebebi kanımca sektörün erezyonunun önüne geçmektir. Ülkemizde de bu tür kriterlerin oluşması sağlanmalı, fizibilitesiz yatırımın önüne geçilmelidir. Unutulmamalıdır ki fizibilitesi doğru yapılmış bir işletmenin kaderi başarılı olmaktır. Örgütlenmenin getireceği bir başka nicelik sektördeki iş gücünün kontrolüdür. Süzgeçten geçmiş iş gücü her yerde optimum faydayı sağlayacaktır. Müşteri ilişkilerinin arzulanan kalitede gerçekleşebilmesi ancak mesleki eğitim ve standardının sağlanmasıyla mümkündür. Müşteriyi memnun etmek ona teslim olmak değildir. Bu ilişkinin kuralları konmuş seviyede sağlanması işletmenin ve sektörün saygınlığını artırır.

Kalem, kelam ve selamla..

 

Bu yazıyı ilk 2006’da yazmışım.. Blogumu güncellerken tekrar okudum, o kadar yılın üzerine bir taş koyamamışız.. 

Fotoğrafçılığın Örgütlen-eme-me Sorunu (Hatta Başlığını da değiştiriyorum) 

Fotoğrafçılığın Örgütlen-me-me Sorunu (Eski başlık) 

  • İlk yazı tarihi, 21/11/2006, İstanbul
  • Güncelleme, 11/12/2013, İstanbul
  • Güncelleme 05/12/2018

 

Fotografçılığın Örgütlen-eme-me Sorunumustafa turgut
00