Telif hakları, hukuk ve guguk ikilemi | Mustafa Turgut

Hukuk ve guguk ikilemi..

Bekir Köşker, Faruk Çağla ve Mustafa Balbay..

Dün öğle sonrası, fotoğrafçı dostum ve meslektaşım Bekir Köşker’in telif davasıyla ilgili gönderdiği bilirkişi raporları, kararlar üzerine yine dellendim.. Aklıma kendi telif davalarım geldi. Celallendim, coştum. Bu hukuk yanlışlıkları ve haksızlıklarla ilgili ne yapabiliriz meselesini tekrar düşünmeye başladım.. Yine dostlardan gelen bu konudaki dosyaları karıştırmaya başlarken buldum kendimi.. Halbuki derneğin yönetimini (FMK) yeni arkadaşlara devrederken sektöre ve meslek erbabına kızgınlığımdan dolayı bir daha böyle işlerle uğraşmamak üzere kendime söz vermiştim. Aklıma birden dernek tüzüğü ve FMK manifestosu geldi. Bu metinleri günlerce uğraşıp yazdığımı hatırladım. Sonra yeni bir şeyler bulurmuyum diye google amcayı kurcalarken TGDD’nin bir videosuna ulaştım. Videoda bir avukat ve bir grafiker, fotoğrafın telif haklarından bahsediyorlar.. Disiplini grafik olan bir dernek bile haklarımızı teslim etmişken biz durduğumuz yerde kıç büyütmeye devam ediyoruz.

İnternette iz sürmek konusunda oldukça iyiyimdir. TGDD’nin açılımı Tüm Grafikerler Dayanışma Derneği imiş. Dernek başkanı Faruk Çağla Bey’in telefonuna ulaşmam bir kaç dakikamı aldı. Aramak konusunda tereddütlü olmama rağmen aradım, kendimi tanıtıp hemen konuya girdim.. Faruk Bey’de benim gibi bir deli çıktı :=) Mesleğinin aşığı ve paylaşımcı. Tam 48 dakika bu telif mevzularıyla ilgili konuşmuşuz. Yetmemiş olacak ki, facebook üzerinden mesajla sohbet devam etti. Buluşup tanışmak üzere sözleşip ayrıldık. Tam da o sırada sevgili eşim aradı. Otobüs durağında beni beklediğini ve üşüdüğünü söylerken ben de telaşla çıkıyorum filan derken, çıkma ben giderim deyip fırçayı da kayarak telefonu kapattı. Eve gittim ama doğal olarak hatunun tavır koyması da üzerine kaymak oldu..

Özetle; bu hukuk meselesi her yerde hayatımı altüst ediyor..

Gece, HalkTV‘de Mustafa Balbay‘ın, Uğur Dündar’ın Halk Arenası’nda sanki evlerinde sohbet ediyorlarmış gibi yaptıkları masabaşı sohbetini yakaladım. Tam da o sırada bizim oğlan Kuzey, tabletine indirttiği yeni oyununu (turbomax) anlamak üzere bana oynatmaya çalışıyor, ben de oyun cahili olarak, bir türlü seviye atlayamıyorum filan.. Oğlan ve ben seviye atlayamama yüzünden sinir vaziyetindeyiz.. Diğer taraftan da aklım Bekir’in ve benim sürmekte olan telif davalarını kurcalayıp duruyor. İş çıkışı vakti de İloş’u vaktinde durakta olup alamadığım için canım biraz da sıkkın. Anlayacağınız kırk çarşamba bir arada.

Balbay, Uğur Dündar ve Balbay’ın kadim dostu Atilla Sertel ile sohbete devam ediyor, Balbay mecliste yapacağı konuşmadan bahsediyor. Özgürlük açığı, insan hakları açığı, iç barış açığı, hukuk açığı gibi şeyler üzerine konuşacağını söylüyor. Dündar, Kürt açılımını soruyor. Balbay ise açılımın açılımını yapıyor.. Ne kadar da güzel açıyor. Açılımın dört anlamından ve ilkinin denize açılmak olduğunu, yani karadan uzaklaşmak olduğunu anlatıyor. Barış açılımının barıştan uzaklaşmak olduğuna vurgu yapıyor. Tam 5 yılını hapiste geçirmiş bir kişi olarak konuşuyor.

Bu arada düşüncelerimden utanıyorum, adam suçsuz yere siyasi bir davadan 5 yıl içeride geçiriyor, bizse fotoğraflarımızın çalınması nedeniyle, telif haklarımızı korumanın derdindeyiz.. Ben bunları düşünürken birden Uğur Dündar, Balbay’a “yargıyı bağımsız hissettiniz mi?” diye sorduğu soru kulağıma çalınıyor.. Balbay’ın cevabı beni kendime getiriyor..

Yargı bağımsız.. Ama hukuktan bağımsız. Ben hukuka bağlı olmadan karar vereceğim diyor. Hukuka bağlı olmazsanız her yere bağımlı hale gelirsiniz.

Gazeteci olarak, milletvekili olarak içeride geçirilen tam 5 yıl. Ona rağmen espriler yapmaktan da geri kalmıyor. İzlemek isterseniz tvarsivi.com’dan izleyin. Unuttuğu şeyleri, özlemlerini, çocuklarını anlatıyor.. Kayınpederim üzüntüsünü bize göstermemek için evime gidiyorum deyip çıkıyor. Kuzey’le daldığımız oyunda seviye atlamayı tam başarmışken tabletin pili bitiyor.. Kendimi düşünürken buluyorum. Aklıma kasapla keçinin atasözü geliyor birdenbire. Kasap et derdinde keçi can derdinde..

Balbay’la ortak zihnimizi farkediyorum. Sahip olduğumuz adalet sistemi ve hukuk insanları yaralıyor..

Kalem, kelam ve selamla..

Hukuk ve guguk ikilemi..mustafa turgut
00