deveye sormuşlar neren eğri?

Mesleki Eğitim, kitap yazımı, MEGEP ve devenin eğri formları üzerine..

MEGEP Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi’nin kısaltması. 2001 yılında Megep ile ilgili çalışmalara başlanılmış 2005–2006 eğitim öğretim yılında da okullarda uygulamaya başlanılmış.

MEGEP ile karşılaşmam 2005’li yıllara rastlıyor. O yıllar kafamı bozduğum mesleki standartlar, mesleki yeterlilikler konusunda yoğun araştırma yaptığım ve yazıp çizdiğim dönemlerdi.

O yıllardaki araştırmam sırasında, MEB web sitesinde MEGEP’le ilgili alt kırılımda bir sunum buldum. Sunum yabancı bir metinden özensizce devşirilmiş gibi duruyordu ve genel olarak mesleki eğitimle birlikte yaratıcı endüstriler ve fotoğrafçılıkla ilgili bazı önermeler de içeriyordu.

Uzun zamandır bu ve benzeri konulardan uzak durmaya çalıştığım için takip de etmiyorum. Fakat keçinin sevmediği ot burnunun dibinde biter ya; konu geçtiğimiz hafta sonu güm diye önüme düştü..

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi, FMK’nın cefakar emekçisi ve benim de okul arkadaşım olan, sevgili İsmail Coşkun, arayıp MEGEP’ten birilerinin beni arayıp aramadığını sordu. Bende aranmadığımı söyledim. İsmail ısrarla “eminmisin?” diye sorunca nedenini merak ettim. İsmail; “sinirlenme ama senin bazı fotoğrafların Anı Fotoğrafçılığı modülünde kullanılmış, bunun için seninle temas etmiş olmaları gerekir” dedi. Hemen MEGEP sitesine gidip modülleri kurcalamaya başladım. İsmail’in sözünü ettiği materyali ararken gördüklerim karşısında dehşete düştüm. Aslında tamamı üzerine yazmak lazım ama kendimce önemli bulduğum bir kısmını aktarmakla yetineceğim.

Meslek liseleri ve mesleki eğitim için 2011’de yapılan ilk tasarımlardan sonra, bir çoğu 2017 yılından sonra yenilenmiş öğretim programları ile Fotoğraf ve Grafik alanı Öğretim Programları bu bağlantıda incelenebilir. Alana rehberlik edecek temel derslerin eğitim materyalleri, yani kitaplar da bu bağlantıda. Gerçekten incelemeye değer 🙂

Bu arada Milli Eğitim Bakanlığında bir Talim Terbiye Kurulu var. Bu kitapların incelenmesi ve servise sunulması bu kurulun onayına bağlı imiş. TTK sitesinde bulduğum, Ders Kitapları Hakkında Merak Edilenler belgesini de bu bağlantıdan inceleyebilirsiniz. Dökümanın orjinal adı da kendi gibi ilginç. Belli ki dökümanı yazan eğitimci kişi; yazmaya elim gitmiyor ama Türkçe’den yana biraz fakircene imiş. Gerçi dosya isimlendirmesi konusundaki yaratıcılığı takdir etmedim de değil. Sanırsam sondaki “brsr” ifadesini broşür yerine kullanmış. Alt çizgilerin kullanımındaki hassasiyete karşılık, özellikle Türkçe diline has sesli harflerin kullanımından kaçınılmış olması, Q klavye aşığı bilgisayarcılara öykünmeden olmalı.. Dökümanın adı: 26180800_ders_kitaplari_hakkinda_brsr.pdf

Bu belgede bulunan Ders kitabı inceleme ve değerlendirme sürecinin işleyiş kurallarını dikte ettiği için olduğu gibi aktarıyorum.

  • Ders kitabı olarak kabul edilmesi için hazırlanan taslak kitapların “e-müfredat.meb. gov.tr” adresi üzerinden elektronik ortamda Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığına başvurusu yapılır.
  • Başvurusu yapılan taslak ders kitapları yayınevi ve kitabın hazırlık sürecinde görev alan personelin yeterlilikleri ile Yönetmelikte belirtilen diğer hususlar açısından incelenir.
  • İnceleme sonucunda ön yeterlilikler açısından uygun görülen taslak ders kitapları, panelistler tarafından incelenmek ve değerlendirilmek üzere elektronik ortamda yansız atama yoluyla görevlendirilen panelistlere gönderilir.
  • Her bir taslak ders kitabı için görevlendirilen, en az ikisi alanında doktora ve üstü diplomaya sahip dört alan eğitimcisi/uzmanı ile bir görsel tasarım uzmanı ve bir dil uzmanı panelist, elektronik ortamda kitapları inceleyerek bireysel raporlarını hazırlarlar. Altı (6) panelist bu süreci birbirinden habersiz ve bağımsız olarak yürütür.
  • Panelistler bireysel raporlarını hazırladıktan sonra ortak panel raporunu oluşturmak üzere panel toplantısına davet edilirler.
  • Panelistler, panel toplantısında TTKB tarafından görevlendirilen bir moderatör eşliğinde bireysel raporlarını değerlendirerek ortak panel raporunu oluştururlar.
  • Panel toplantısı sonunda panelistler gizli oylama usulüyle taslak ders kitabını dört farklı kriter açısından puanlarlar. Her bir kriter için en az 2 (iki) puan almak şartıyla toplamda en az 8 (sekiz) veya daha üstü puana sahip kitap “geçer” puan almış kabul edilir.
  • Ortak panel raporu Kurulda görevli uzmanlar tarafından Kurul Onayına sunulur.
  • Kurul, uzman görüşlerini ve ortak panel raporunu dikkate alarak taslak ders kitabının okutulmasına ilişkin uygunluk kararını verir.
  • Kurul değerlendirmesi doğrultusunda yayınevi ve hizmet birimleri tespit edilen düzeltmeleri gerçekleştirerek kitapları basıma hazır hâle getirirler.
  • Kurul tarafından onaylanan ders kitaplarının listesi Tebliğler Dergisinde yayımlanır.
  • Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen ihale sonuçları doğrultusunda onay almış ders kitaplarının basım ve dağıtım işlemleri tamamlanır.

Saf bir fotoğrafçı olarak; bu bölüme, faydalanılan kaynakların eser sahiplerini teşvik edici, uygun görülecek miktarda telif ödenmelidir, ibaresi eklenmeliymiş diye düşünmeden duramıyorum. Çünkü bu derleme kitapların hazırlığı sırasında danışmanlık yapanlar, hazırlayanlar, basan matbaalar ve dağıtımını yapan lojistik şirketleri bu işi bedavaya yapmıyorlar, para kazanıyorlar. Eeeee, o zaman bu derlemelere kaynaklık eden eserlerin sahipleri niye avucunu yalıyor.? Hem de yukarıda bahsettiğim tüm birimlerin para kazanmasını sağlayan üretimin kaynağı iken..

Olmaz efendim derleme kitaplara kaynak olarak kullanılan bu eserlerin sahipleri de kazanmalı.

Biraz deşindikten sonra Anı Fotoğrafçılığı modülü ile birlikte birde Özel Gün Fotoğrafı modülü buldum. Modülleri, dersleri ve bölümü incelerken farkettim ki; kendi içinde tutarlı görünmelerine rağmen; en azından bizim alanla alakalı bölümlerin, derslerin ve modüllerin baştan aşağı hatalarla dolu halde ve büyük yanlışlarla birlikte mesleki eğitimde kullanıldıklarını gördüm ve bu durumdan kendi adıma utanç duydum.

Anı Fotoğrafçılığı modülünde, düğün fotoğrafçılığı ile ilgili bölümün fotoğrafları da dahil, tamamı Fotoğraf Dergisi için 2006’da yazdığım bölümden faydalanmış. Anı Fotoğrafçılığı modülünde bu bölüm tamamen benim makalemden oluşuyor.

Diğerinde ise modülde konu başlığı olarak Özel Gün Fotoğrafçılığı Türleri olarak belirlemiş ama sonra, meseleyi kişiselleştirmemek için olsa gerek, makalede yorum yaptığım bölümleri ayıkladıktan sonra makalemdeki düğün fotoğrafçılık tarzlarını anlattığım bölümü olduğu gibi bu başlığın altına yerleştirmiş. Halbuki bu bölümde özel gün fotoğrafçılığı türlerini değil modern düğün fotoğafçılığı tarzlarını anlatıyorum.

Sonra her iki materyalin de kaynakça bölümlerine gittim. Özel Gün Fotoğrafçılığı modülünü yazan vatandaş kaynakçaya beni almış; fakat Anı Fotoğrafçılığı modülünü yazan vatandaş kaynakçaya alma zahmetinde bulunmamış, içeride bir paragrafta adımı geçirmiş. Bir de fotoğraf altlarına ismimi yazmakla yetinmiş. Talim Terbiye Kurulu’da bu materyale yayın izni vermiş. Bu arada özel gün fotoğrafılığı tanımlamasını ülkemizde ilk kullanan ve yerleştirmek için uğraşan kişiyim. Bu tanımın artık yerleşmiş olması ve hemen her seviyede kullanılıyor olmasından da mutluluk duyuyorum.

Burada sorun olan sadece metinler de değil; aynı zamanda kullanılan fotoğraflar. Yazıda ve makalede kullanılan fotoğraflar, müşterilerimin kişisel alanlarını temsil ediyor. Bir dergide kullanılması bunları alenileştirmiyor. Her ne şekilde olursa olsun bunların kullanımı ile ilgili benden izin alınması gerekiyor. Çünkü o fotoğrafların telif hakları bana ait, çünkü müşterilerim bu fotoğrafların kullanımı ile ilgili olarak hak sahibiler. Dolayısıyla hem telif için hem de müşterilerimin kişisel haklarını korumak için ben de TTK ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığı’nı dava edebilirim.

Böyle bir şey yapmak istiyor muyum? diye kendime sordum. Ziya Paşa’nın deyişi aklıma geldi: Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. Paşanın bu deyişi; nasihat ile yola gelmeyenin azarlanması gerektiğini, azar ve nasihat ile yola gelmeyenin ise hakkının dayak olduğunu anlatır. Kendime sorduğum bu soruya cevabım evet oldu, köteği hak ediyorlar.

Eğitim camiası bu kadar aymaz davranabiliyorsa telif ve hak ihlallerinin nerelere vardığını siz düşünün. Nezaketen bile önünüzden geçmek akıllarına gelmiyor. Bu kelli ferli adamlar altlarına, lüksünden makam araçlarını çekerlerken ve makamlarındaki ağdalı mobilyaları yenilediklerinde bütçeyi hiç düşünmezlerken, yazanın çizenin emeğini ödemek söz konusu olunca nedense bütçesiz ve fütursuzca oluyor. Benzer durumu adalet saraylarında da görmek mümkün. Birinci sınıf resim ve fotoğrafların, üçüncü sınıf kalite ile basılmış kopyaları adalet kurumlarının duvarlarını süslüyor.. Anadolu Adliyesine her gittiğimde ilgilisini bulup bu kopyaların üretimine kaynaklık eden sanatçıların telif hakları ödendi mi? diye sormak isterim. 

Sayın müdürler; olmaz öyle şey. O koca binalarınızı yapan müteahhitlere, dekorasyonu yapan mimarlık şirketlerine, makamlarınızın süsüne ve makam arabalarınıza milyonları harcıyorsanız, yazarın, fotoğrafçının ve sanatçının telifini ödeyeceksiniz.

Fotoğraf ve Grafik Alanı Kariyer Önerileri | MEGEPBu modüllerdeki kaynakçalara bakınca bir sürü tanıdığımız yazarın ve bu işe emek harcayanların eserleri (fotoğraf ve metin) tepe tepe kullanılmış. Hiç birine telif ücreti ödendiğini sanmıyorum. Bırakın telif ödemeyi nezaketen aramamışlardır bile..

Fotoğrafçılıkla ilgili derslerin ve modüllerin ekran görüntülerini aşağıya yerleştiriyorum. Birazcık bu işe bulaşmış olanlar dahi hataları kolaylıkla görecektir. Yanlışlığın en büyüğü başta yapılmış zaten. Bölümün adı, Grafik ve Fotoğraf. Evet, grafik ve fotoğraf pratikte birbiriyle yanyana yürüyen iki zenaat. Ancak eğitim formasyonları birbirinden çok farklı. Bu konuda her iki disiplinin akademisyenleri arasında benim fikrimi destekleyecek ve karşı çıkacaklar olacağından eminim. Ben fundamentalist bakış açısıyla birbirinden ayrı olarak öğretilmesi gerektiğini düşünen taraftayım. Alan mezunları için kariyer önerileri bile var. 

Sonuç olarak; fotoğrafın eğitim kısmıyla sürekli haşır neşir olan bir fotoğrafçı olarak şunu biliyorum: Evet akademik fotoğraf eğitimi ülkemizde çok geç başlamış olmasıa rağmen, çok hızlı mesafe katederek, 80’lı yılların sonlarına doğru kendi kadrolarını yetiştirmeyi başardı. Akademik eğitimi zaman zaman eleştirmekle birlikte, Milli Eğitim camiasının bu milli ve yerli kadrolardan neden faydalanmadığını veya faydalanmak istemediğini kendi kendime sorarım. En azından yetiştirdikleri öğrencilerin bir kısmının akademik tedrisattan geçebileceğini ve bu tedrisatın ihtiyaçlarını hiç mi düşünmezler? Eğitim müfredatlarını oluştururlarken bu kadrolara sormak hiç akıllarına gelmez mi?

Modüllerin kaynakçalarını inceleyince göreceksiniz, dergiler ve dedem zamanından kalan kitaplar dışında kaynak kullanılmamış. Halbuki özellikle 2000’li yıllardan sonra bir sürü Türkçe kaynak kitap yayınlandı ve yayınlanmaya devam ediyor. Bırakın ders kaynağını fotoğraf felsefesiyle ilgili yüzlerce kitap var. Sektör artık fotoğrafın nasıl üretileceğinden çok ne için üretileceği -hangi amaçla ve neye hizmet edeceği- konusunu tartışıyor. Kıyıda köşedeki amatör taşra derneklerinde dahi dijitalleşen dünyada fotoğrafın geleceği konuşuluyor. Telif ihlalleri ise ayrı bir konu.. Hırsızlıklar ve hak ihlalleri arş-ı alaya çıkmış durumda.

Kestirmeden ve sorunun cevabını da bilerek deveye tekrar sormak istiyorum: Neren eğri?

Kalem, kelam ve selamla..

 

 

Mesleki Eğitim, kitap yazımı, MEGEP ve devenin eğri formları üzerine..mustafa turgut
00