Nisan, köfte ve Namlı | 5 Şubat 2014

Darülfünun sınavlarına hazırlandığı için pek bir koşturmacası olan fıstık kızımla epeydir görüşemiyorduk.. Şubat’ın soğuğunda; Namlı köftesi yeriz deyince koşarak dersten kaytarıp Sirkeci’ye geldi :=) Nasıl bir babaysam, millet kaytarmasın diye bebelerinin tepesinde boza pişirir, ben de ayartırım..
Ha ha…
 
Nisan, Namlı Köfteci'deBizim için değişmez ve değişemez Namlı klasiği olan; az köfte, tam şiş ve bol soğanlı piyazımızı ısmarlayıp mideye indirdik..
 
Namlı’ya çocukluğumda ilk kez babamla gitmiştik.. Herhalde 8-10 yaşlarımdaydım..
Nisan’ı da ben götürdüm, sanırım o da 8-10 yaşlarındaydı.. Demek ki Namlı’nın en az 35 yıllık müşterisiyim, Nisan’da yaklaşık 10 yıllık, üçüncü kuşak müşteri oluyor böylece.. Kuzey’de biraz daha boğazına düşünce – bizim gibi.. Onu da götüreceğim..
 
Bizim için Namlı, eğlenceli, lezzetli ve keyifli bir buluşma noktası. Bir de şu piyaza ayçiçek değil de zeytinyağı koymaya başlasalar.. Yıllardır her gittiğimde istisnasız servisimi yapan “adını hala bilmediğim abiyle” her seferinde zeytinyağı muhabbeti yaparız.. Masaya ilave zeytinyağı ve sirke sonradan gelir.. O sıkılmaz bu muhabbetten, ben de…
 
Sanırsam, Nisan ve Kuzey benim için “keyifli bir gelenek” haline gelmiş olan bu “piyazdaki yağ ve sirkenin” muhabbetini sürdürecekler…
 
Babalarının çocukları olarak :=)
 
Kalem, kelam ve selamla..
 
Nisan, köfte ve Namlı | 5 Şubat 2014mustafa turgut
02